Taçoy: Kıbrıs Türk tarafı eşit uluslararası statü temelinde bir çözüme olan bağlılığını sürdürmektedir
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Heyet Başkanı, Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Avrupa kıtasında kalıcı barış için Türk Kıbrıs Halkı da dahil olmak üzere diyalog, kapsayıcılık ve eşit haklara saygı gerektirdiğini vurguladı.
Taçoy konuşmasında şunları kaydetti:
“Son gelişmeler, Avrupa’da güvenliğin kendiliğinden var sayılamayacağını ve sürekli ortak dikkatimizi gerektirdiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Çözülmemiş ihtilaflar, yalnızca bulundukları coğrafyayı değil, çok daha geniş alanları etkileyerek istikrarı zayıflatmakta ve tüm kıtanın güvenliği için tehdit oluşturmaktadır.
Bu bağlamda, altmış yılı aşkın süredir bu saygın Meclisin gündeminde yer alan Kıbrıs Adası’ndaki mevcut statükonun devamı, Doğu Akdeniz bölgesinin, Avrupa kıtasının ve ötesinin güvenliği açısından doğrudan sonuçlar doğurmaya devam etmektedir.
Bilindiği üzere, 1960 yılında kurulan ve sonrasında Avrupa Konseyi’ne kabul edilen Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklığı, Aralık 1963’te Rum ortağın Türk ortağa yönelik saldırıları sonucunda yıkılmıştır. Tüm Kıbrıslı Türk unsurlar devlet kurumlarından zorla dışlanmış ve hükümetin koltuğu o tarihten bu yana hukuka aykırı biçimde işgal edilmiştir.
1963 ile 1974 arasındaki trajik dönem, yüzlerce Kıbrıs Türkü’nün hayatını kaybettiği ve on binlercesinin evlerini terk ederek adanın yalnızca yüzde üçüne tekabül eden enkazlara sığınmak zorunda kaldığı yaygın şiddet olaylarıyla karakterize edilmiştir. Bu dönem, Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen ve Rum tarafınca organize edilen 1974 darbesiyle sonuçlanmıştır.
Bu saygın Meclisin 573 (1974) sayılı Kararında da kabul edildiği üzere, söz konusu darbe girişimi, “1960 Garanti Antlaşması’nın 4. maddesi uyarınca Türk Hükümetini müdahale hakkını kullanmaya sevk etmiş” ve böylece on yıllık bir kan dökülmesine son verilmiştir.
Rum Yönetimi, Kıbrıs Türk halkıyla bir anlaşmaya varmaya çalışmak yerine, özellikle güvenlik, savunma ve enerji alanlarında gerilimi tırmandıran tek taraflı politikalar izlemeyi giderek artırmıştır. Bu durum, yalnızca Ada’daki barış içinde bir arada yaşamı değil, aynı zamanda Avrupa kıtasının genel güvenliğini de tehdit etmektedir.
Kıbrıs Türk tarafı, kalıcı barış ve istikrara giden tek gerçekçi yolu sunan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde bir çözüme olan bağlılığını kararlılıkla sürdürmektedir.
Avrupa, bir bağlamda gerilimin azaltılmasını savunurken başka bir yerde istikrar bozucu uygulamaları görmezden gelme konusunda inandırıcı olamaz. Avrupa kıtasında kalıcı barış, Kıbrıs Türk halkı da dâhil olmak üzere diyalog, kapsayıcılık ve eşit haklara saygı gerektirmektedir.”
