Ortak zemin yok!

Ortak zemin yok!
  • Manşet
  • 3 Ağustos 2026 11:40
  • A+
    A-
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Eski başmüzakereci Ergün Olgun, BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs temaslarını değerlendirdi. Olgun, Guterres’in temaslarında bazı olumlu gelişmeler yaşandığını ancak eksikliklerin daha ağır bastığını kaydetti

 

“Çözüm arayışı egemen eşitlik üzerine kurulmalı”… Ergün Olgun, BM Genel Sekreteri Guterres’in ziyaretinde taraflar arasında müzakerelerin başlayabilmesine yönelik ortak bir zeminin bulunmadığının görüldüğünü ifade ederek, Kıbrıs’ta çözüm arayışlarının iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü üzerine kurulması gerektiğine dikkat çekti

REKLAM ALANI

 

“Geçmiş yakınlaşmaların kabulü bizi federasyona götürür”… Görüşmelerin metodolojisine ilişkin eleştirilerde bulunan eski başmüzakereci, “Geçmiş yakınlaşmaların yeniden sürece dahil edilmesi, bizi federasyon zeminine götürebilecek bir kapı açıyor. Bunun Türkiye’nin iki devletli çözüm vizyonuyla da örtüşmediği kanaatindeyim” ifadelerini kullandı

 

Eski başmüzakereci Ergün Olgun, KIBRIS TV’de yayımlanan “Kıbrıs’ta Gündem” programında, Eda Alisinanoğlu’nun sorularını yanıtladı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in adaya gerçekleştirdiği ziyaret ile liderler arasında yapılan görüşmeleri değerlendiren Olgun, taraflar arasında ortak zeminin bulunmadığına dikkat çekerek, çözüm arayışlarının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Guterres’in temaslarında bazı olumlu gelişmeler yaşandığını ancak eksikliklerin daha ağır bastığını vurgulayan Olgun, yeni bir 5+1 formatındaki genişletilmiş toplantının düzenlenebilmesi için öncelikle ilerleme sağlanması gerektiğine işaret etti.

Olgun, “Otomatik olarak bir 5+1 toplantısı yapılmayacak. Metodoloji, güven yaratıcı önlemler ve içerik konusunda ilerleme kaydedilmesi halinde böyle bir toplantının düzenlenmesi önemlidir. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da ‘5+1 olsun diye 5+1’e gitmem’ yaklaşımını ortaya koymuştu. Genel Sekreter’in tutumunun bunu karşıladığını düşünüyorum” dedi.

 

“Mülkiyet konusunun gündeme getirilmesi önemli”

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın görüşmelerde mülkiyet meselesini gündeme taşımasını olumlu bulduğunu belirten Olgun, konunun bireysel davalar yerine kapsamlı bir siyasi çözüm çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.

Mülkiyet konusunun geçmiş müzakere süreçlerinin temel başlıklarından biri olduğunu hatırlatan Olgun, “Bu mesele siyasi niteliktedir ve müzakereler yoluyla çözüme kavuşturulmalıdır. Konunun bireysel hukuk süreçlerine dönüştürülmesi, Kıbrıs Türk toplumunda ciddi bir güvensizlik yaratıyor” ifadelerini kullandı.

Olgun, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun daha etkin çalışmasını sağlayacak adımların atılması, güneyde benzer bir mekanizmanın kurulmasının teşvik edilmesi ve meselenin uluslararası platformlarda daha güçlü biçimde anlatılması gerektiğini kaydetti.

Bu konuda cumhurbaşkanlığı, hükümet ve muhalefetin ortak çalışma yürütmesini öneren Olgun, “İktidarın, muhalefetin ve cumhurbaşkanlığının katkı koyacağı bir yapı içerisinde kapsamlı bir çalışma yapılmasında yarar görüyorum” diye konuştu.

 

Silahlanma ve Avrupa Birliği vurgusu

Ergün Olgun, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma faaliyetlerinin ve bunların Ada ile bölgesel güvenliğe etkilerinin görüşmelerde gündeme getirilmesini de olumlu değerlendirdi.

Kıbrıs Türk tarafı ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki güven kaybına da dikkati çeken Olgun, yalnızca iki taraf arasında değil, AB ile Kıbrıs Türk tarafı arasında da güven artırıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu savundu.

Olgun, görüşmelerdeki olumlu unsurları, “Sonuç alınması halinde 5+1 toplantısının yapılması, mülkiyet meselesinin gündeme getirilmesi, Rum tarafının silahlanma faaliyetlerinin ele alınması ve Avrupa Birliği ile güven yaratıcı bir pakete ihtiyaç duyulduğunun belirtilmesi” şeklinde sıraladı.

 

Yakınlaşmalar konusundaki yaklaşıma eleştiri

Görüşmelerin metodolojisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Olgun, geçmiş yakınlaşmalara yapılan atfı sakıncalı bulduğunu söyledi.

Söz konusu yakınlaşmaların federal çözüm modelini hedeflediğini belirten Olgun, “Geçmiş yakınlaşmaların yeniden sürece dahil edilmesi, bizi federasyon zeminine götürebilecek bir kapı açıyor. Bunun Türkiye’nin iki devletli çözüm vizyonuyla da örtüşmediği kanaatindeyim” dedi.

Guterres’in açıklamalarında “Kıbrıs halkı” ifadesini kullanmasını da eleştiren Olgun, Ada’da kendi geleceğini tayin etme hakkına sahip iki ayrı halk bulunduğunu vurguladı.

Olgun, tarafların “ilerleme” kavramına farklı anlamlar yüklediğini belirterek, “Kıbrıs Türk tarafı eşitliğine saygı gösterilecek bir ilerleme beklerken, Kıbrıs Rum tarafının beklentisi farklıdır. Bir taraftan herkesin ilerleme istediğini söyleyip diğer taraftan ortak zemin bulunmadığını belirtmek birbiriyle örtüşmüyor” değerlendirmesinde bulundu.

 

Karma evlilikler konusundaki girişime karşı çıktı

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık haklarını gündeme getirmesini de değerlendiren Olgun, bu konunun devlet başkanlığı düzeyinde ele alınmasını doğru bulmadığını söyledi.

Meselenin bireysel hak arayışı veya sivil toplum çalışması çerçevesinde yürütülebileceğini belirten Olgun, “Bir devlet başkanının başka bir devletin vatandaşlık hakkı konusunda girişimde bulunmasını sakıncalı görüyorum. Bireyler kendi tercihleri doğrultusunda hak arayabilir ancak bunun devlet başkanlığı seviyesine taşınması farklı siyasi sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulundu.

 

“Müzakere masasına alternatifsiz oturulmamalı”

Müzakere süreçlerinin uzun ve kapsamlı hazırlık gerektirdiğini vurgulayan Olgun, hedeflerin önceden belirlenmesi, uzman ekiplerin oluşturulması ve uluslararası desteğin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bir tarafın anlaşmayı diğerinden daha fazla istediği yönünde mesaj vermesinin pazarlık gücünü zayıflatabileceğini savunan Olgun, şöyle konuştu:

“Masaya oturan tarafın mutlaka bir alternatifi bulunmalıdır. Tek bir seçeneğiniz olduğunu söylerseniz pazarlık gücünüz azalır. ‘Federasyondan başka seçeneğimiz yok’ yaklaşımı da karşı tarafın kendi istediği modeli dayatmasına yol açabilir. Toplumsal bütünlük ve yaşamsal çıkarlar üzerinde ortak hareket etmek müzakere gücünü artırır.”

Zamanlamanın da müzakere sürecinde büyük önem taşıdığını dile getiren Olgun, Türkiye’nin Avrupa açısından artan öneminin ilerleyen dönemde Kıbrıs konusunda daha dengeli şartların oluşmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

 

Liderlerin beden diline ilişkin değerlendirme

Olgun, Guterres ile liderlerin görüşmelerindeki protokol uygulamaları ve beden dilinin de diplomatik açıdan mesaj taşıdığını söyledi.

Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulidis’in görüşme sonrasında Guterres’in yanında ellerini cebinde tutmasını “protokol açısından nezaketsizlik” olarak nitelendiren Olgun, bunun dikkatsizlikten kaynaklanmış olabileceğini ancak diplomatik çevrelerde farklı biçimlerde yorumlanabileceğini belirtti.

Üçlü görüşmenin ardından liderlerin Guterres’in basın açıklamasına eşlik etmemesini de değerlendiren Olgun, bu görüntünün ortak bir sonuç veya ilerleme sağlanamadığı izlenimi verdiğini anlattı.

 

“İki devlet arasında iş birliği vizyonu geliştirilmeli”

Kıbrıs’ta ortak zeminin bulunmadığına dikkat çeken Olgun, çözüm arayışlarının iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü üzerine kurulması gerektiğini söyledi.

Olgun, “Ada’da kavga değil, iş birliği içinde yaşanmalıdır. Ancak bunun için tarafların birbirlerinin eşit haklarına saygı göstereceği şartların oluşturulması gerekir. Ne Kıbrıs Türk tarafının Rumlar üzerinde ne de Rum tarafının Kıbrıs Türkleri üzerinde hakimiyet kuracağı bir düzen kabul edilebilir” dedi.

Türkiye’nin güvenlik kaygılarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Olgun, Doğu Akdeniz’de güven ve istikrarın sağlanması, doğal kaynakların ortak yarar doğrultusunda kullanılması ve bölgenin bir “barış denizine” dönüştürülmesi hedefiyle hareket edilmesi gerektiğini kaydetti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ