Reklam
Reklam
Reklam
Güncel Kıbrıs

“KKTC’nin gözlemcilik pozisyonu olumsuz bir gelişme”

“KKTC’nin gözlemcilik pozisyonu olumsuz bir gelişme”

Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ile Rum siyasi partilerinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) gözlemci üye olarak kabul edilmesini değerlendirdi.

Haravgi gazetesinde “Kasulidis: KKTC’nin Gözlemcilik Pozisyonu Olumsuz Bir Gelişme” başlığıyla yer alan habere göre, Rum Yönetimi’nin Türk dili konuşan Kazakistan ve Özbekistan’a diplomatik misyon gönderdiğini ifade eden Kasulidis, Özbekistan ile Kazakistan’ın uluslararası meşruluğu ihlal etmelerinin söz konusu olmadığını açıklığa kavuşturduklarını ileri sürdü.

Daha sonrasında Türkiye’nin, gözlemcilerin, devletler veya uluslararası örgütler olması gerektiğini belirten tüzüğün değişmesini istediğini ve buna oluşumların/varlıkların eklenmesini istediğini iddia eden Kasulidis, Özbekistan’ın geri adım attığını, Kazakistan’ın ise bugüne kadar tek başına tüzük değişikliğine direndiğini öne sürdü.

Bu tüzük değişikliğinin, İslam Konferansı’nda olduğu gibi, KKTC’nin gözlemci olabilmesi için yapılacağını ileri süren Kasulidis, bunun iyi bir gelişme olmayacağını kaydetti. Kasulidis, Türklerin, arzu ettikleri “eşit uluslararası statü”nün yakın gelecekte mümkün olmadığını anlamaları gerektiğini iddia etti.

-KKTC’nin Avrupa ülkelerinde ofis açması meselesi

Açıklamasında, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Avrupa ülkelerinde KKTC’ye ait ofisler açılması konusundaki açıklamasını da yorumlayan Kasulidis, diğer devletlerin de yardımıyla girişimlerde bulunduklarını ifade etti.

Hali hazırda KKTC’nin birçok Avrupa ülkesinde özel hukuka dayalı “kuruluş” veya “şirket” olarak birçok ofisi bulunduğunu ifade eden Kasulidis, bu ofislerin diplomatik listeye kabul edilmediklerini, diplomatik ayrıcalıkları bulunmadığını ve söz konusu ülkelerin dışişleri bakanlıklarıyla da ilişkileri olmadığını öne sürdü.

-UNFICYP ile KKTC arasında anlaşma yapılması konusu

Açıklamasında, UNFICYP’le ilgili KKTC ile yapılacak herhangi bir anlaşmayı Rum tarafının kabul etmesinin söz konusu olmadığını da dile getiren Kasulidis, Askeri Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) egemen devletlerle yapıldığının herkes tarafından kabul edildiğini ve böyle bir anlaşma yapılmasının söz konusu olmadığını iddia etti.

“Anlaşma olmazsa, UNFICYP’in KKTC’de faaliyet göstermesinin engelleneceğine dair bir Türk şantajına boğun eğildiği” iddiasında bulunan Kasulidis, kendilerinin 186 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının ötesinde, UNFICYP’in varlığının kabul edildiğini gösterecek herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini söyledi.

Türklerin şantaj yapması, BM’nin de buna boyun eğmesi gibi bir problemleri olduğunu iddia eden Kasulidis, buna boyun eğilirse yeni bir şantaj geleceğini iddia etti.

Taksim sahası ve diğer konularla ilgili istişarelerin sürdüğünü de ifade eden Kasulidis, sekterliğe başvurmaları halinde, onların daimi politikasının bir açıklama yapmak ve özel temsilcilerini korumak yönünde olduğunu ve bunu istemediklerini ifade etti.

Kasulidis, UNFIYCP’in polis gücünün konuyu ele alışından rahatsız olduklarını da sözlerine ekledi.

-AKEL ve diğer partilerin açıklamaları

Haravgi gazetesinde yer alan habere göre, AKEL partisi ise açıklamasında, ilgili haberin doğru olması halinde, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak girmesini çok olumsuz bir gelişme olarak nitelendirdi.

AKEL açıklamasında, Türkiye ve Kıbrıs Türk siyasi liderliği lehinde olacak şekilde, bu tarz kışkırtıcı ve uluslararası hukuka aykırı olan eylemleri teşvik edenlerin başardığı tek şeyin, adada iki devlet hedefinin mümkün olduğu konusunda Türkiye ve Kıbrıs Türk siyasi liderliğini cesaretlendirmek olduğunu iddia etti.

Buna paralel olarak, böyle bir hareketin, kendi başına KKTC’nin tanınmasını teşkil etmediği iddiasında bulunan AKEL, Rum hükümetini, uluslararası toplum ve bu gelişmeye onay veren devletler nezdinde gerekli girişimlerde bulunmaya çağırdı.

Konuyla ilgili gelişmeleri yorumlayan DİSİ Başkanı Averof Neofitu ise açıklamasında, Türkiye’nin başka bir yönlendirmesi olan bu kararın, olumsuz bir gelişmeden ibaret olduğunu ileri sürdü. Neofitu, bunun Türkiye’nin uluslararası hukuk dışında ve “Kıbrıs Cumhuriyeti” aleyhinde davranmaya devam ettiğini gösterdiğini ileri sürdü.

EDEK ise açıklamasında, BM ile AB’nin, takındıkları tavırla, Türk yönlendirmelerinden doğrudan sorumlu olduklarını iddia ederken, DİPA ise açıklamasında, söz konusu gelişmeyi kınayarak, Rum tarafında birlik ve kararlılığın hakim olması gerektiği iddialarına ekledi.

Sosyal Medyada Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ