Hayat pahalılığı düzenlemesi ekonomik dengeyi korumaya yönelik bir adımdır
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin düzenlemenin çalışanların alım gücünü tamamen ortadan kaldırmaya değil, savaş ve küresel ekonomik gelişmelerin yarattığı mali baskılar karşısında kamu maliyesini korumaya yönelik bir tedbir olduğunu söyledi. Hasipoğlu, düşük gelir gruplarının korunacağını, 75 bin TL’nin altında maaş ve gelir elde eden kesimlerden herhangi bir kesinti yapılmayacağını belirtti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin düzenlemenin çalışanların alım gücünü tamamen ortadan kaldırmaya değil, savaş ve küresel ekonomik gelişmelerin yarattığı mali baskılar karşısında kamu maliyesini korumaya yönelik bir tedbir olduğunu söyledi. Hasipoğlu, düşük gelir gruplarının korunacağını, 75 bin TL’nin altında maaş ve gelir elde eden kesimlerden herhangi bir kesinti yapılmayacağını belirtti.
Taha Can GÜRLEK
KIBRIS TV’de gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Hasipoğlu, hükümetin göreve geldiği günden bu yana yarım kalan projeleri tamamlamaya öncelik verdiğini ifade ederek, hastane, okul, yol ve sosyal destek projelerinde önemli ilerleme sağlandığını kaydetti. Hükümetin erken seçime karşı olmadığını ancak tamamlanması planlanan yatırımların sekteye uğramaması için istikrarın sürmesini önemsediklerini dile getiren Hasipoğlu, uzun ömürlü koalisyon yapısının KKTC siyasi tarihinde dikkat çeken bir istikrar örneği oluşturduğunu söyledi.
“2026 protokolü yeni dönem yatırımlarını kapsıyor”
Türkiye ile imzalanan mali iş birliği protokolüne de değinen Hasipoğlu, kamuoyunda tartışılan rakamların 2026 yılı yatırımları için öngörülen yeni kaynak olduğunu ifade etti. Bir önceki protokol dönemindeki kullanım oranlarıyla yeni döneme ait kaynağın karıştırılmaması gerektiğini belirten Hasipoğlu, söz konusu kaynağın KOBİ desteklerinden altyapı yatırımlarına kadar birçok alanda kullanılmasının planlandığını aktardı.
Hasipoğlu, hükümetin yaptığı icraatların topluma anlatılması konusunda zaman zaman eksiklik yaşandığı yönündeki değerlendirmelere de katıldığını belirterek, düşük faizli kredi uygulamaları, sosyal konut projeleri, altyapı yatırımları ve destek paketlerinin hayata geçirildiğini, ancak bunların kamuoyuna yeterince güçlü biçimde yansıtılamadığını söyledi. Vatandaşın hükümetin yaptığı hizmetleri zamanla “zaten yapılması gereken işler” olarak görmeye başladığını ifade eden Hasipoğlu, buna rağmen hükümetin seçim döneminde verdiği sözlerin büyük bölümünü yerine getirdiğini savundu.
“Türkiye ile ilişkimiz sadece finansal değil, yaşamsaldır”
Türkiye ile ilişkilerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve yaşamsal olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, güvenlik ve istikrarın kalkınmanın temel şartı olduğunu söyledi. Bölgedeki jeopolitik gelişmelere işaret eden Hasipoğlu, Türkiye ile sürdürülen iyi ilişkilerin hem güvenlik hem de yatırımlar açısından belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Hayat pahalılığı düzenlemesinin gerekçesi
Hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin düzenlemeye yönelik eleştirileri de yanıtlayan Hasipoğlu, hükümetin temel amacının vatandaşın cebinden doğrudan kesinti yapmak olmadığını, artan mali yük karşısında ödeme takvimini yeniden düzenlemek olduğunu söyledi. İlk aşamada hayat pahalılığı ödeneğinin nisan ayında peşin verilmesi ve kalan bölümün daha sonraki döneme ötelenmesinin gündeme geldiğini anlatan Hasipoğlu, daha sonra sendikalarla yapılan görüşmeler sonucunda yeni bir formül üzerinde çalışıldığını belirtti.
Hasipoğlu, buna göre haziran sonunda belirlenecek hayat pahalılığı oranının yüzde 50’sinin temmuz ayında maaşlara yansıtılacağını, kalan yüzde 50’nin ise 2027 yılının başında ödeneceğini kaydetti. Bu modelin sendikalarla yapılan temaslar sırasında gündeme gelen öneriler doğrultusunda şekillendiğini ifade eden Hasipoğlu, yasa gücünde kararnameye yönelik eleştiriler sonrasında hükümetin geri adım atarak düzenlemeyi yasa zemininde Meclis’e taşıdığını söyledi.
“Amaç ekonomide daha büyük kırılmayı önlemek”
Dünyada yaşanan savaş ve enerji fiyatlarındaki yükselişin KKTC ekonomisini de doğrudan etkilediğini belirten Hasipoğlu, özellikle akaryakıt fiyatlarının kamu maliyesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Hükümetin uzun süre vergi yükünü artırmadan ve fiyat artışlarını sınırlayarak vatandaş lehine bir politika izlediğini anlatan Hasipoğlu, bunun bütçede önemli gelir kaybına yol açtığını kaydetti.
Hasipoğlu, gerekli önlemlerin alınmaması halinde asgari ücretin çok yüksek seviyelere çıkmasının gündeme gelebileceğini, bunun da işverenler açısından sürdürülemez sonuçlar doğuracağını ifade etti. Ücretlerde nominal artışın tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Hasipoğlu, esas meselenin enflasyonu ve hayat pahalılığını kontrol altına almak olduğunu söyledi. Aksi halde ücret artışlarının piyasa fiyatlarını daha da yukarı taşıyacağını belirten Hasipoğlu, bu nedenle hükümetin kontrollü bir geçiş hedeflediğini kaydetti.
“75 bin TL’nin altı korunacak”
Düşük gelirli kesimlerin korunmasına özel önem verdiklerini ifade eden Hasipoğlu, 75 bin TL’nin altında maaş veya gelir elde eden çalışanlar, emekliler, sosyal yardım alanlar ve engelliler bakımından farklı bir uygulama öngörüldüğünü söyledi. Hasipoğlu, bu grupların mağdur edilmemesi için koruyucu düzenlemeler getirildiğini belirtti.
Bakan Hasipoğlu, 75 bin TL eşiğinin uygulanmasına ilişkin teknik ayrıntılara da açıklık getirerek, haziran sonu itibarıyla oluşacak hayat pahalılığı artışının maaşa eklenmesi sonrasında toplam gelir 75 bin TL’nin üzerine çıkıyorsa, artış miktarının yüzde 50’si oranında kesinti uygulanacağını söyledi. Böylece yalnızca mevcut maaşa değil, artış sonrası oluşan toplam tutara göre değerlendirme yapılacağını ifade eden Hasipoğlu, kesilen bölümün ise ocak 2027’de ödeneceğini kaydetti.
Meclis süreci ve eylemler
Meclis’te görüşülen yasa tasarılarının 11 ayrı metinden oluştuğunu ve her biri üzerinde milletvekillerinin ayrı ayrı söz hakkı bulunduğunu belirten Hasipoğlu, bu nedenle görüşmelerin kısa sürede tamamlanmasının zaten mümkün olmadığını söyledi. Görüşmelerin ertelenmesinde yorgunluk ve çalışma koşullarının etkili olduğunu kaydeden Hasipoğlu, esasen hükümetin sürecin uzlaşıyla aşılmasını istediğini dile getirdi.
Sendikalar ve muhalefetle diyalog kurulmasını önemsediklerini belirten Hasipoğlu, hükümetin görüşme çağrıları yaptığını, yasa gücünde kararnameyi de bu doğrultuda geri çektiğini anlattı. Ancak buna rağmen beklenen uzlaşma zemininin oluşmadığını savunan Hasipoğlu, hayat pahalılığı düzenlemesi etrafında başlayan tepkinin zamanla erken seçim talebine ve Meclis baskınına kadar evrildiğini, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
