Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu çalışmalarını tamamladı
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugünkü çalışmalarını tamamladı. Meclis, yasama göreviyle 27 Nisan Pazartesi günü saat 10.00’da toplanacak.
Akansoy
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy, Cumhuriyet Meclisi’nde yaptığı “Yolsuzluk, Yokluk ve Demokrasi” konulu konuşmada, Kuzey Kıbrıs’ta yolsuzluğun münferit bir sorun olmaktan çıkarak sistemik bir nitelik kazandığını söyledi.
Akansoy, toplumda oluşan güçlü algıların kolay değişmediğini belirterek, siyasetin bilimsel veriler ve ölçülebilir sonuçlara dayandırılması gerektiğini ifade etti.
Sosyal medya üzerinden yapılan bazı araştırmaların manipülatif olabileceğine de dikkat çeken Akansoy, güvenilir kamuoyu araştırmalarının önemine işaret etti.
2025 yılı yolsuzluk algısı verilerine değinen Akansoy, ülkenin 100 üzerinden 24 puan aldığını, bu sonucun kurumsal kapasitede ciddi zayıflamaya işaret ettiğini belirtti. Akansoy, skorun önceki yıla göre düşmesinin sorunun derinleştiğini gösterdiğini kaydetti.
Araştırmaya göre katılımcıların yolsuzluğu “çok yaygın” ve “çok ciddi bir sorun” olarak gördüğünü aktaran Akansoy, yolsuzluğun özellikle kamu arazilerinin tahsisi, kamu ihaleleri ile izin ve lisans süreçlerinde yoğunlaştığını ifade etti. Akansoy, bu durumun ekonominin rant dağıtımı üzerinden işlediğini gösterdiğini belirtti.
Yolsuzluğun kurumlara olan güveni aşındırdığını dile getiren Akansoy, güven kaybının kayıt dışı ekonomiyi arttırdığını, demokratik katılımı zayıflattığını ve gayri resmi ilişkileri yaygınlaştırdığını söyledi.
Kurumsal zafiyetin; hesap verebilirlik eksikliği, şeffaflık sorunları ve denetim yetersizliği olmak üzere üç temel boyutta ortaya çıktığını ifade eden Akansoy, mevcut yapının değişmemesi halinde yolsuzlukla mücadelenin söylem düzeyinde kalacağını vurguladı.
Konuşmasında ülkenin uzun süredir çözümsüzlük koşulları altında kurumsal ve ekonomik açıdan aşındığını da dile getiren Akansoy, hukuksal entegrasyon eksikliğinin denetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflattığını belirtti. Akansoy, sorunun yalnızca iç dinamiklerle açıklanamayacağını ifade etti.
Akansoy, ikinci bir araştırmanın da ilk bulguları doğruladığını belirterek, toplumda erken seçim beklentisinin güçlendiğini söyledi. Ülkede yaşanan krizin yapısal olduğunu kaydeden Akansoy, ekonomik sorunların yanı sıra toplumsal kaygı ve güvensizliğin arttığını dile getirdi.
Toplumda “anomi” olarak tanımlanan, normların zayıfladığı ve bireyin sistemle bağının koptuğu bir durumun oluştuğunu ifade eden Akansoy, ekonomik başarısızlık, adalet algısındaki zayıflama, yolsuzluğun normalleşmesi, demokratik temsil krizi ve siyasal bağımlılık gibi unsurların bu süreci derinleştirdiğini kaydetti.
Akansoy, toplumun yüzde 72’sinin çözüm istediğini belirterek, mevcut statükonun sürdürülebilir görülmediğini; ülkede ekonomik, siyasal temsiliyet ve kurumsal güven olmak üzere üçlü bir kriz yaşandığını, bunun da bir “meşruiyet krizi” yarattığını söyledi.
Akansoy, hükümetin meşruiyetini toplumun güveniyle sürdürebileceğini ancak mevcut durumda bu güvenin kalmadığını belirterek, erken seçim çağrısında bulundu.
Konuşmasının sonunda, geçmiş icraatlar üzerinden tartışma yürütmenin çözüm üretmeye katkı sağlamayacağını vurgulayan Akansoy, esas ihtiyacın katılımcı, demokratik, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı ile güçlü kurumsal yapıların oluşturulması olduğunu ifade etti.
Dinçyürek
Yerinden söz alarak Baybars’a cevap veren Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ise, enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla son iki yılda yeni jeneratörlerin devreye alındığını ve kapasitenin artırıldığını belirtti. Su konusunda ise Türkiye’den temin edilen suyun ülke için önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Dinçyürek, yeraltı su kaynaklarının korunmasının da öncelikli olması gerektiğini kaydetti.
Dinçyürek, fiber optik ve veri güvenliği konularında da çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, verinin yabancı unsurlara devredildiği yönündeki iddiaları kabul etmediklerini ifade etti.
-Özuslu
CTP Milletvekili Sami Özuslu ise, “Son Siyasi Gelişmeler” konulu konuşmasında, son dönemde sosyal medya üzerinden yapılan müdahaleleri eleştirerek, bu süreci “faşizmin dijital halleri” olarak nitelendirdi.
Özuslu, sosyal medya platformları üzerinden gazeteciler, siyasetçiler ve sendikacılara yönelik toplu şikâyetlerle hesapların kısıtlanması, askıya alınması ya da kapatılması girişimlerinin arttığını, bunun ifade ve basın özgürlüğü üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu söyledi.
Söz konusu müdahalelerin arkasında organize yapılar olabileceğine dikkat çeken Özuslu, bazı yabancı firmalar aracılığıyla dijital ortamda toplu şikâyet mekanizmalarının kullanıldığına yönelik iddiaları gündeme getirdi. Sosyal medya platformlarının sahibi olan şirketlere de çağrıda bulunan Özuslu, bu tür faaliyetlerin dijital izler üzerinden araştırılması gerektiğini ifade etti.
Sosyal medya platformlarının içerik sağlayıcı değil, içerik taşıyıcı olduğuna işaret eden Özuslu, bu mecraların hem doğru bilgilendirme açısından önemli fırsatlar sunduğunu hem de kötü niyetli kullanımlara açık olduğunu dile getirdi.
Bu tür saldırıların küçük toplumların kendi imkanlarıyla önleyebileceği bir mesele olmadığını belirten Özuslu, ilgili kurumların yetki ve kapasite sınırlılığına da dikkat çekti.
Özuslu, dijital ortamda yapılan saldırıların iz bırakacağını ve sorumluların ortaya çıkarılabileceğini belirterek, bu tür girişimlerin topluma zarar verdiğini söyledi. Çok sayıda kişi ve kuruma yönelik eş zamanlı saldırılar düzenlendiğini söyleyen Özuslu, bunun organize ve maliyetli bir süreç olduğuna işaret etti.
Konuşmasında medya sektörünün yaşadığı yapısal sorunlara da değinen Özuslu, Kuzey Kıbrıs’taki basın kuruluşlarının uluslararası tanınmamışlık nedeniyle dijital reklam gelirlerinden yeterince pay alamadığını ifade etti, bu durumun, medyanın ekonomik olarak zayıflamasına yol açtığını kaydetti.
Özuslu, sosyal medya kullanımının azaltılarak haberlerin doğrudan medya kuruluşlarının kendi mecralarından takip edilmesi çağrısında bulunarak, yerel basının desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Basının; demokrasi, ifade özgürlüğü ve toplumsal bilinç açısından temel bir unsur olduğunu belirten Özuslu, medya kuruluşlarına siyasi ayrım gözetilmeksizin destek verilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayrıca ceza yasası ve bilişim suçlarına ilişkin düzenlemeler üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Özuslu, ifade özgürlüğünü sınırlayacak adımların toplumda “korku iklimi” yaratacağını ve son dönemde yaşanan dijital müdahalelerle birlikte değerlendirildiğinde, bu tür düzenlemelerin otosansürü artırabileceğini kaydetti.
Özuslu, konuşmasının sonunda yerel medyanın güçlendirilmesi ve ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini yineleyerek, “susma, sustukça sıra sana da gelecek” ifadeleriyle toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu.
Hamzaoğulları
CTP Milletvekili Biray Hamzaoğulları da, “Talebe Taşımacılığı ve Ulaştırma Bakanlığı” konulu konuşmasında, hem son siyasi gelişmeleri hem de taşımacılık sektöründe yaşanan sorunları ele aldı.
Hamzaoğulları, ülkede yaşanan sorunların artık yönetilemez hale geldiğini belirterek, hükümeti eleştirdi ve erken seçim çağrısında bulundu. Son haftalarda Meclis’te ve ülke genelinde yaşanan gelişmelere değinen Hamzaoğulları, toplumun yaşadığı sıkıntıların derinleştiğini dile getirdi.
Konuşmasında talebe taşımacılığı yapan esnafın yaşadığı mali sıkıntılara değinen Hamzaoğulları, taşımacıların yaklaşık dört aydır ödeme alamadığını belirterek, bu durumun sektörde ciddi bir mağduriyet yarattığını ifade etti.
Taşımacıların sosyal sigorta primleri, şoför maaşları ve yakıt giderlerini karşılayamaz duruma geldiğini kaydeden Hamzaoğulları, artan mali yükün faizlerle birlikte daha da büyüdüğünü dile getirdi.
Taşımacılık sisteminde denetim eksikliği bulunduğunu ifade eden Hamzaoğulları, mevcut yapıda Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan sözleşmelerin yeterli denetimi sağlamadığını, bu nedenle talebe taşımacılığına ilişkin sözleşme, tarife ve denetim süreçlerinin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı çatısı altında yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Kaçak taşımacılığın yaygınlaştığını ve bu sorunun önlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Hamzaoğulları, denetim mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle sistemin sağlıklı işlemediğini söyledi.
Hamzaoğulları, taşımacılık sektöründe şirketleşme ve yeni modellerin uygulanabileceğini ancak bu süreçte ne dar gelirli kesimlerin ne de sektör paydaşlarının mağdur edilmesi gerektiğini ifade etti.
Güney Kıbrıs ve Türkiye’deki uygulamalardan da örnekler vererek, denetim ve planlamanın önemine dikkat çeken Hamzaoğulları, konuşmasının sonunda, ülkede birçok alanda denetim eksikliği bulunduğunu yineledi
