Afrika’da Ebola salgını kıta geneline yayılıyor
Bu yıl Kongo’da başlayan Ebola salgını, Afrika’nın üçüncü bir bölgesine daha yayılarak endişe verici bir boyuta ulaştı. Böylece salgın, bugüne kadar görülen Ebola salgınları arasında en geniş coğrafi alana yayılan salgın olarak kayıtlara geçti
Yetkililer bu hafta, salgının Orta Afrika’daki merkez üssünün 3 bin 200 kilometreden fazla batısında bulunan Nijerya’nın başkenti Abuja’da yeni bir vaka tespit etti. Bu gelişme, Doğu Afrika ülkesi Kenya’da dokuzuncu Ebola vakasının açıklandığı gün yaşandı.
Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC) Genel Direktörü Dr. Jean Kaseya, çarşamba günü verdiği röportajda, 28 Ekim’de tüm Afrika ülkelerinin sağlık bakanlarını bir araya getirecek bir toplantı düzenlenmesi çağrısında bulunduğunu söyledi. Kaseya, salgını durdurmanın yollarını bulamamaları halinde “tüm kıtanın etkilenebileceği” uyarısında bulundu.
Mayıs ayında ilk vakanın tespit edilmesinden bu yana Kongo’da 9 bin 700’den fazla doğrulanmış vaka ve 4 bin 600’ün üzerinde ölüm kaydedildi. Bu rakamlar, salgını bugüne kadar görülen en hızlı büyüyen Ebola salgını haline getirdi. Kongo sınırları içinde hastalık sekiz eyalete yayıldı. Yeni vakaların yaklaşık yüzde 70’inin toplum içinde görülmesi, virüsün tespit edilemeyen vakalar üzerinden yayılmaya devam ettiğine işaret ediyor.
Bu salgına neden olan Ebola virüsünün Bundibugyo türüne karşı geliştirilen aşıların klinik deneyleri devam ediyor. Ancak aşıların kullanıma sunulmasının daha aylar alması bekleniyor. Üstelik bu aşıların kapsamına, vakaların yaklaşık dörtte birini ve ölümlerin üçte birini oluşturan 5 yaşın altındaki çocuklar dahil edilmiyor.
Nijerya, Afrika’nın en kalabalık ülkesi. Başkent Abuja ise her ay binlerce uluslararası yolcunun geçtiği, küresel seyahat açısından önemli bir merkez konumunda.
Nijerya’daki hasta kısa süre önce Uganda’ya yaptığı bir seyahatten dönmüştü. Bu durum, Uganda’da da yeniden aktif vakalar bulunup bulunmadığına ilişkin soru işaretlerini gündeme getirdi. Uganda bu yıl 20 vaka ve iki ölüm doğrulamıştı. Ancak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ağustos ayında ülkedeki salgının sona erdiğini ilan etmişti.
Boston Üniversitesi Gelişmekte Olan Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi Direktörü Dr. Nahid Bhadelia, “Kaynağı ne olursa olsun, Nijerya’daki vakayı salgının büyümesinin ne kadar kontrolsüz hale geldiğinin bir yansıması olarak görüyorum” dedi.
Bhadelia, Ebola’nın diğer kıtalara yayılmasından çok, salgından etkilenen ülkelerle sınır komşusu olabilecek Afrika ülkelerinde fark edilmeden yayılmasından endişe duyduğunu söyledi.
Bhadelia, “Her gün Güney Sudan için endişeleniyorum” ifadelerini kullandı.
Bazı halk sağlığı uzmanları, Nijerya’daki vakaya ilişkin bilgilerin net olmamasından kaygı duydu. Hasta, Abuja’da İsviçreli diplomat olan eşiyle birlikte yaşayan Uganda vatandaşı bir kadın.
Uganda Sağlık Bakanlığı, kadının iş amacıyla Kongo’ya seyahat ettiğini ve Nijerya’daki evine dönerken Uganda üzerinden geçtiğini açıkladı.
Bakanlık, “Uganda üzerinden seyahat etmiş olması, enfeksiyonun burada bulaştığını göstermez” açıklamasını yaptı.
Ancak Kaseya’ya göre kadın, sağlık yetkililerine Kongo’ya gitmediğini ve Uganda’nın başkenti Kampala’da iki haftalık bir tatil geçirdiğini söyledi.
Kaseya, “Kadının söylediği bu, ancak soruşturmaya devam etmemiz gerekiyor. Çünkü Ebola’yı kesinlikle bir yerden kaptı” dedi.
Uganda’da devam eden vakalar bulunması ihtimaline değinen Kaseya, “Kadının yaşadıklarının tamamını bilmeden bu konuda yorum yapmak ve bir sonuca varmak çok zor” ifadelerini kullandı.
Hastanın seyahat tarihleri de belirsizliğini koruyor. DSÖ’nün Afrika Bölge Ofisi, kadının Abuja’ya döndükten dört gün sonra, 7 Ekim’de semptomlar göstermeye başladığını bildirdi. Ancak Nijerya Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden bir yetkili, kadının semptomların ortaya çıkmasından iki gün önce, 5 Ekim’de Abuja’ya geldiğini söyledi.
Kadın, 11 Ekim’de sıtmayı andıran belirtiler nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurdu. Ancak doktorlar, bir haftadan uzun süre hastalığının nedeninin Ebola olabileceğinden şüphelenmedi. Hastaya 20 Ekim’de Bundibugyo türü Ebola virüsü enfeksiyonu tanısı konuldu.
Nijeryalı yetkililere göre kadın, bu süre boyunca aralarında çok sayıda sağlık çalışanının da bulunduğu en az 44 kişiyle temas etti. Bu kişiler şu anda hastalık belirtileri açısından yakından takip ediliyor.
Ancak uzmanlar, yetkililerin kadının tanı konulmadan önce nerelerde bulunduğuna ilişkin daha fazla bilgi edinmesiyle temaslı sayısının artmasının muhtemel olduğunu belirtti.
Kenya’da şu ana kadar tespit edilen sekiz yeni vakanın tamamı, ülkedeki ilk vakayla temas etmiş kişilerden oluşuyor. İlk hasta, Nairobi’ye ulaşmadan önce Uganda üzerinden seyahat eden Kongolu bir kişiydi. Hastaya 5 Ekim’de tanı konuldu ve aynı gece hayatını kaybetti.
DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Ülke dışından gelen tek bir vaka, temaslıların hızla takip edilmesiyle kontrol altına alınabilir” dedi.
Ghebreyesus, “Asıl tehlike, toplum içinde bulaşmanın süreklilik kazanmasıdır” ifadelerini kullandı.
Nijerya, 2014 yılındaki Ebola salgını sırasında da ülke dışından gelen bir vakayla karşı karşıya kalmıştı. Ancak ülke, kısmen çocuk felcinin ortadan kaldırılması için oluşturduğu sağlık altyapısından yararlanarak, bu vakanın yol açtığı vaka kümesini birkaç ay içinde kontrol altına almayı başarmıştı.
Bhadelia, Nijerya’nın Ebola’yı bir kez daha hızla kontrol altına alabileceği konusunda umutlu olduğunu söyledi.
Ancak Kenya ve Nijerya’ya seyahat eden hastaların geride bırakmış olabileceği bulaş zincirlerine ilişkin Uganda hükümetinden yeterli bilgi gelmemesinin kendisini daha fazla endişelendirdiğini belirtti.
Bhadelia, “Bu iki vakayla bağlantılı olarak ortaya çıkmış olabilecek bulaş zincirlerini araştırmaya yönelik temaslı takibi veya aktif incelemeler hakkında yeterince bilgi alamıyoruz” dedi.
