Besim, hükümetin son 2 mali planını karşılaştırdı: Denk bütçe hedefi fiilen rafa kalktı

Besim, hükümetin son 2 mali planını karşılaştırdı: Denk bütçe hedefi fiilen rafa kalktı
  • KKTC
  • 6 Temmuz 2026 17:20
  • A+
    A-
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Besim, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, 2025-2027 Orta Vadeli Bütçe Çerçevesi ile 2027-2029 Orta Vadeli Mali Planı’nı karşılaştırarak ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu.

Besim, hükümetin 2027 yılında denk bütçeye ulaşılacağı yönündeki siyasi taahhüdünün fiilen rafa kaldırıldığını ifade ederek, aynı yılı hedefleyen iki resmi belge arasında bütçe açığı öngörüsünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 0,09’undan yüzde 4,40’ına yükseldiğini ifade etti.

“BU ÇÖKÜŞÜN FATURASINI EN AÇIK GÖSTEREN KALEM FAİZDİR”

REKLAM ALANI

2027 yılı için öngörülen faiz giderlerinin 1,8 milyar TL’den 10,3 milyar TL’ye yükseldiğini belirten Besim, bu artışın temel nedeninin iç borçlanmadaki hızlı yükseliş olduğunu ifade etti. İç borç stokunun GSYİH’nin yüzde 19,18’ine ulaştığını, toplam kamu borcunun ise yüzde 72,67 seviyesine çıktığını kaydeden Besim, aynı dönemde kamu istihdamının da özellikle işçi kadrolarında önemli ölçüde arttığını belirtti.

Besim, hükümetin ekonomik büyüme beklentisini de aşağı yönlü revize ettiğini belirterek, 2027 yılı için daha önce yüzde 7 olarak öngörülen büyüme hedefinin yeni planda yüzde 5’e düşürüldüğüne dikkat çekti. Maliye politikasının temel işlevinin büyümeyi ve refahı desteklemek olması gerektiğini ifade eden Besim, mevcut planlarda üretken yatırımlar ve yapısal reformlar yerine faiz giderleri ile diğer harcamaların ön plana çıktığını ifade etti.

“KKTC’NİN İHTİYACI, KENDİ ÜRETEBİLECEĞİ DİSİPLİNİ VE REFORMU HAYATA GEÇİREREK KENDİNE YETEBİLME KAPASİTESİNİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

Resmi belgelerde mali disiplin ve denk bütçe söyleminin sürdüğünü ancak uygulamada bunun tersinin görüldüğünü savunan Besim, söz ile icraat arasındaki farkın resmi planlarda açıkça ortaya çıktığını belirtti.

Bütçe açığı ve borç stokundaki artışın önemli bölümünün ülkenin kendi mali politikalarından kaynaklandığını ifade eden Besim, dış etkenlerin arkasına sığınmak yerine mali disiplinin sağlanması ve yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. KKTC’nin kendi kendine yetebilme kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Besim, bunun ancak disiplinli maliye politikaları ve reformlarla mümkün olacağını ifade etti.

Prof. Dr. Besim’in paylaşımının tamamı şu şekilde:

“2025-2027 Orta Vadeli Bütçe Çerçevesi ile 2027-2029 Orta Vadeli Mali Planı yan yana konduğunda ortaya çıkan tablo, ekonomi yönetiminde fiyaskonun resmi belgesidir.

Hükümetin 2027’de ‘denk bütçeye ulaşılacağı’ yönündeki siyasi taahhüdü fiilen rafa kalkmış, aynı yılı hedef alan iki program arasında bütçe açığı GSYİH’nin %0,09’undan %4,40’ına, yani neredeyse 50 kat büyümüştür. Bu çöküşün faturasını en açık gösteren kalem faizdir: 2027 için öngörülen faiz gideri 1,8 milyar TL’den 10,3 milyar TL’ye, yani 6 kata yakın artmış, bunun perde arkasında iç borçlanmanın hızla şişmesi yatmaktadır. İç borç stoku tek başına GSYİH’nin %19,18’ine dayanmış, toplam kamu borcu ise %72,67’yi bulmuştur.

Bu tabloya, Aralık 2022-Nisan 2026 arasında aktif kamu istihdamının %9 büyümesi de eşlik etmiştir ve bunu özellikle işçide yapmıştır. Bu artışın salt demografik değil, bilinçli/politik bir genişleme olduğu açıktır. Bütün bunlara paralel olarak hükümet büyüme iddiasını da geri çekmiş; 2027’de %7 öngörülen büyüme, yeni planda %5’e düşürülmüştür. Asıl sorulması gereken soru şudur: maliye politikasının temel işlevi büyümeyi ve refahı desteklemek olması gerekirken, bu plan ve programların neresinde böyle bir öncelik görülmektedir? Faize ve belirsiz kalem giderine kaynak aktarımı büyürken, üretken yatırıma ve yapısal reforma ayrılan alan giderek daralmaktadır. Sonuç: kağıt üzerinde ‘mali disiplin’ ve ‘denk bütçe’ söylemi aynen sürerken, fiili uygulamada bunun tam tersini yazmakta, toplum bunun bedelini ağır ödemektedir. Sözle icraat arasındaki makasın resmi belgeler eliyle itiraf edilmiş halidir.

Bütçe açığının ve borç artışının önemli bir kısmı kendi ürettiğimiz, kendi kararlarımızla büyüttüğümüz sorunlardır. Dışsal değişkenin arkasına sığınmak, kendi mali alanımızı kendi elimizle daraltmaktan başka bir şey değildir. KKTC’nin ihtiyacı, kendi üretebileceği disiplini ve reformu hayata geçirerek kendine yetebilme kapasitesini güçlendirmektir”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ