Özersay: Büyük resim netleşmeden Kıbrıs’ta yeni bir sürecin başlayacağını düşünmüyorum

Özersay: Büyük resim netleşmeden Kıbrıs’ta yeni bir sürecin başlayacağını düşünmüyorum
  • Manşet
  • 1 Temmuz 2026 13:28
  • A+
    A-
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, Kıbrıs sorununda yeni bir müzakere sürecinin başlayıp başlamayacağının, adadaki gelişmelerden çok küresel jeopolitik dengelere bağlı olduğunu savundu. Özersay, “Büyük resim netleşmeden Kıbrıs’ta herhangi bir sürecin başlayacağını düşünmüyorum. Gerçekçi okuma yapmalıyız” dedi.

Kıbrıs Postası TV’de Ulaş Barış’ın hazırlayıp sunduğu “Gündem” programına konuk olan Özersay, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri, Türkiye-AB temaslarını ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín’in yayımladığı mesajı değerlendirdi.

“BÜYÜK RESİM NETLEŞMEDEN KIBRIS’TA HERHANGİ BİR SÜRECİN BAŞLAYACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM”

REKLAM ALANI

Statükonun Kıbrıs Türk halkının yararına olmadığını düşündüğünü belirten Özersay, buna rağmen mevcut durumun gerçekçi bir zeminde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Büyük resim netleşmeden Kıbrıs’ta herhangi bir sürecin başlayacağını düşünmüyorum. Gerçekçi okuma yapmalıyız. Tabii ki statükonun devamının Kıbrıs Türkünün yararına olduğunu düşünmüyorum. Statükonun devamından yana değiliz ancak bunu gerçekçi bir zeminde ele almalıyız” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE KIBRIS KOZUNU HENÜZ AÇMAZ”

“Büyük resim” ifadesiyle küresel gelişmeleri kastettiğini söyleyen Özersay, Avrupa Birliği-ABD ve Türkiye-ABD ilişkileri netleşmeden Türkiye’nin Kıbrıs kartını masaya koyacağını düşünmediğini ifade etti.

Türkiye’nin küresel güvenlik dengelerinde yaşanan dönüşümü dikkatle takip ettiğini belirten Özersay, Türkiye açısından Kıbrıs’ın bir zayıflık değil, önemli bir diplomatik koz olduğunu söyledi.

“KIBRIS’TA ÇÖZÜM DE ÇÖZÜMSÜZLÜK DE KÜRESEL SİYASETİN ÜRÜNÜ”

Kıbrıs’ın Türkiye’ye tarih boyunca stratejik avantaj sağladığını belirten Özersay, adadaki hem çözüm girişimlerinin hem de çözümsüzlüğün küresel güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu savundu.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de Soğuk Savaş şartlarının ürünü olduğunu ifade eden Özersay, “Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Türklerle Rumların kendi başlarına oluşturduğu bir model değildi. Soğuk Savaş döneminde Amerika’nın da yönlendirmesiyle iki NATO müttefiki olan Türkiye ile Yunanistan’ın Zürih’te pazarlık ederek ulaştığı bir çözümdü.” dedi. “1959’da Kıbrıs sorununun çözümü küresel güç ilişkilerinin bir sonucuydu ama bugün de Kıbrıs’ın çözümsüzlüğü aynı küresel güç ilişkilerinin sonucu olarak devam ediyor.” ifadelerini kullanan Özersay, dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi.

“TÜRKİYE GÜMRÜK BİRLİĞİ VE VİZE İÇİN TAVİZ VERMEZ”

Küresel dengeler şekillenmeden Türkiye’nin Kıbrıs konusunda elindeki kozu kullanmayacağını yineleyen Özersay, mevcut statükonun uluslararası aktörleri de henüz ciddi şekilde rahatsız etmediğini savundu. Annan Planı döneminde Kıbrıs sürecinin Türkiye’nin AB üyelik hedefiyle bağlantılı olduğunu hatırlatan Özersay, bugünkü Türkiye-AB ilişkilerinin farklı bir zeminde ilerlediğini söyledi.

Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda herhangi bir taviz vereceğini düşünmediğini belirten Özersay, bunun her iki tarafın da çıkarına olduğunu ifade etti. Vize serbestisi konusunda ise Türkiye’nin Suriye kaynaklı göç konusunda zaten Avrupa Birliği adına önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Özersay, Ankara’nın bu başlıklarda karşılığında yeni tavizler vermesini beklemediğini söyledi.

“HOLGUÍN’İN AÇIKLAMALARI SÜRECİ BAŞLATMAYA YETMEZ”

María Ángela Holguín’in sözlü açıklamalarının ya da ortaya koyabileceği herhangi bir planın tek başına yeni bir müzakere sürecini başlatamayacağını dile getiren Özersay, asıl belirleyici unsurun küresel gelişmeler olacağını ifade etti. BM Genel Sekreteri’nin tek başına belirleyici bir güç olmadığını, Güvenlik Konseyi’nin çok daha etkili olduğunu kaydeden Özersay, dünyanın çok kutuplu yeni bir düzene geçtiğini ve bütün aktörlerin ellerindeki diplomatik kartları doğru zamanda kullanmaya çalıştığını söyledi.

ABD’nin veya ABD-İsrail ilişkilerinin ilerleyen dönemde yeni bir süreci tetikleyebileceğini belirten Özersay, sonuç alıcı bir müzakere için yalnızca BM girişimlerinin yeterli olmayacağını savundu. “Kıbrıs meselesi sadece Kıbrıslıların meselesi değildir.” diyen Özersay, mevcut uluslararası konjonktürün henüz çözüm için uygun olmadığını, yeni küresel pazarlıkların da başlamadığını ifade etti. Zürih Anlaşması örneğini hatırlatan Özersay, “Küresel güç siyasetinde Kıbrıs’ta bir çözüm ihtiyacı doğduğunda Kıbrıslılar bir rol üstlenecektir.” ifadelerini kullandı ve “Kıbrıs sorununu tek başımıza çözemeyiz.” dedi.

“GEÇİŞ DÖNEMİ FİKRİNİ DESTEKLİYORUM”

Programda, “Küresel geçiş dönemi, Kıbrıs’ta önerilen geçiş dönemiyle paralel olabilir mi?” sorusunu da yanıtlayan Özersay, olası bir çözüm modelinde geçiş sürecinin önemli olduğunu düşündüğünü söyledi.

Bu anlayışı desteklediğini belirten Özersay, ancak böyle bir sürecin bugün başlamayacağını, küresel dengelerin netleşmesinin ardından gündeme gelebileceğini ifade etti.

“MARAŞ İÇİN YENİ BİR FORMÜL GÜNDEME GELEBİLİR”

Genel seçimlerin ardından Halkın Partisi’nin hükümet ortağı olması halinde Maraş konusunda yeni bir yaklaşımın değerlendirilebileceğini de söyleyen Özersay, bugünkü durumun deforme edildiğini savundu.

Eski sahiplerine doğrudan iade, bölgede yeniden yaşamın başlaması ve mülkleri iade edilen kişilerin yerel yönetime katılımını içeren bir formülün gündeme gelebileceğini belirten Özersay, bu konunun Kıbrıs Rum liderliğinden ziyade Kıbrıs Rum toplumuyla doğrudan iletişim kurularak çözülebilecek bir mesele olduğunu ifade etti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ