Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği’nden Grand İsias davası öncesi adalet çağrısı
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği, Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın kritik bir aşamaya geldiği bu süreçte, adalet talebini bir kez daha güçlü şekilde kamuoyuyla paylaşmak amacıyla duruşma öncesinde basın açıklaması yaptı.
Dernek, savcılık mütalaasının dosyaya girmesinin ardından kararın beklendiği duruşma öncesinde, hukuki sorumluluğun doğru şekilde tanımlanmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Dernek tarafından yapılan basın açıklamasının tamamı şu şekilde:
“Evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkûm edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız. Adalet arayışımız, gelinen aşamada savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçmektedir.
Söz konusu mütalaa, dosyada mevcut olan bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmamaktadır. Kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirilmesi, yaşananların hukuki ve fiili gerçekliğini karşılamaktan uzaktır.
Bu dosyada tartışılan mesele, sıradan bir kontrol eksikliği, denetim ihmali ya da basit bir idari hata değildir. Ortada; açıkça tespit edilmiş aykırılıkların farkında olunmasına rağmen görmezden gelinmesi, hukuka aykırı yapılaşmaya izin verilmesi ve insan hayatını doğrudan tehdit eden bir yapının kullanımının sürdürülmesine göz yumulması vardır.
Bilimsel raporlar nettir:
Grand İsias Otel, yıkılması gereken, iskân verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapıydı. Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemler yapılmamış, kamu yetkisi halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmıştır.
Deprem gerçeği inkâr edilemez. Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması, doğanın değil; insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur. Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir.
‘KAMU GÖREVLİLERİNİN SORUMLULUĞU YALNIZCA ‘DENETİM YAPILMAMASI’ DEĞİL, ‘AÇIK TEHLİKEYİ GÖRMEZDEN GELMEK’, ‘MEVZUTA AYKIRI YAPIYI BİLEREK SİSTEM İÇİNDE TUTMAK”
Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca “denetim yapılmaması” ile açıklanamaz. Asıl sorumluluk; açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir.
Ceza hukuku açısından bu durum “sonucu istememek” ile açıklanamaz. Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir. Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır. Öte yandan, bu sürecin ayrılmaz parçası olan ve hâlen yargı önüne çıkarılmamış encümen kararları da bu dosyanın dışında tutulamaz. Sorumluluğu bulunan hiçbir kişi yargı önüne çıkmadan, adaletin eksiksiz şekilde tecelli ettiğinden söz edilemez.
‘SUÇUN HUKUKİ ADI GERÇEĞE UYGUN KONULMADIĞI SÜRECE, VERİLEN KARARLAR TOPLUM VİCDANINDA KARŞILIK BULMAZ’
Şampiyon Meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz:
Bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir. Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir. Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür. Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararlar toplum vicdanında karşılık bulmaz.
‘SON NEFESİMİZE KADAR, ADALET TALEBİMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ’
Şampiyon Meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır. Bu söz; hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, olası kast kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür. Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Şampiyon Meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız, son nefesimize kadar da burada olacağız”
